Pages

13 Kasım 2016 Pazar

DOĞU'NUN HİKÂYE KURAMI



DOĞU’NUN HİKÂYE KURAMI

Necip Tosun’un  Büyüyen Ay Yayınları'ndan çıkan “Doğu’nun Hikâye Kuramı” kitabı ile bu toprakların gözelerinden akmış masallar,şiirler,efsaneler,menkıbelerden birer yudum içtik .Kadim edebiyat kültürümüze ait susuzluğumuzu giderdik.Topraklarımızdan akan,ne yazık ki unuttuğumuz bu cevherin tadını hatırladık.
Kitap bize bu topraklarda geçen; öyküye,şiire,masallara,efsanelere ait ne varsa çok geniş bir yelpazeden bakış açısı sunuyor. Bu bakış açısı okurda edebi bir derinlik kazandırıyor.İsimlerini çok az hatırladığımız,hatırlasak da edebi şemamızda bir imge olmaktan öteye gidemeyen o eski yazarlar,şairler,sanatçılar bu kitabı okuduktan sonra daha net bir görüntüye sahip oluyor. Kimi zaman sanatçıların hayatlarına dair okuduğumuz bölümler, onlar hakkında daha deruni bilgilere sahip olmamızı sağlıyor.Lise zamanlarımızda çoktan seçmeli soruların bir şıkkı olmaktan öteye gidemeyen,adını sınav geçene kadar aklımızda tuttuğumuz fakat ne yazık ki ismini bilip hacmini kavrayamadığımız ne kadar yazar,şair,sanatçı varsa belli bir nizam içinde okura sunuluyor.Öyle ki bende uyandırdığı merak sebebiyle kitapta geçen bir çok eseri okunacaklar listeme not ettim bile.Okurda bu merakı uyandırabilme,eski edebi eserlere özlemi depreştirebilme tamamen yazarın yazım üslubu ile ilgili ve bana göre kitabın en güzel yanlarından biri.Belli ki ciddi bir akademik çalışma titizliği ile hazırlanmış,bilgiler derlenmiş,düzenlenmiş, yorumlanmış ve sunulmuş.İşte o yorum ve sunum kısmında yazar kendi izini bırakmış.Kitabın hiçbir sayfasında o soğuk akademik dile rastlamıyor,tez okuyormuş havasına girmiyor,sıkıcı tanım cümlelerine rastlamıyorsunuz.Yazarın ustalığı bu noktada kendini daha çok hissettiriyor ve akıcı dili sayesinde bu bilgi içerikli kitap adeta öykü okunur gibi okunuyor.Bir romanının devamını bekler gibi meraklandırıyor.Benim de her sayfada bir sonraki konu başlığını merak ederek ilerlediğim bu kitap; geçmiş edebiyat dünyamızı özümsememi sağladığı gibi ilerlemek istediğim edebi yolda da bana birden fazla pencere açtı.
Kitap, bu toprakların edebi zenginliğini bizlere sunan bir sergi gibi adeta.Bütün köklerimizi toprağın altından çıkarmış,incelemiş ve bize göstermiş.İnsan okurken şunu düşünmeden edemiyor: Ne kadar güçlü köklerim var..Ve biz bu kökleri beslersek,bir fidana dönüştürürsek,soğuktan,rüzgardan dalını yaprağını kırmadan korursak gür bir ormana dönüşebiliriz.Köklerimizi sevdiren kitap yine insana şöyle söyletiyor:  Ne kadar güçlü ve güzel köklerim varmış,ben niye başka bir yemişe  dönüşmeye çalışıyorum,neden genlerimle oynatıyorum? Başka  yemişe meyletmeme ne hacet? Benim özüm zaten en güzeli.Ben kökümü sağlam gövdemi dik tutmalıyım,çoğalmalıyım,büyümeliyim,edebi ırmaklardan serin serin yüreklere akmalıyım.
Kitap okuyan,okumayı seven,edebiyatla ilgisi olan herkesin kitaplığında olması gerektiğini düşündüğüm Doğu’nun Hikâye Kuramı; o hep “Geçmişimizi tanımıyoruz,kültürümüze yabancıyız.” serzenişlerine bir cevap bir çağrı niteliğinde.Eh o zaman edebiyat meraklıları,kitapseverler; gelin bu çağrıya kulak verelim…Her kütüphaneye bir Doğu’nun Hikâye Kuramı.
Bir sonraki kitap sohbetimde görüşmek üzere.Sevgiler…


0 YORUM: