Pages

7 Aralık 2013 Cumartesi

Livaneli'nin Matruşkası "KARDEŞİMİN HİKAYESİ"

(Bu kitabı okumayanlar yorumumu da okumasın)

             Bir süredir okuduklarım hakkında yazamıyorum. Ancak bu kitabı okuduktan sonra kaldırmak,üzerine söz söylememek,kalem oynatmamak haksızlık olacaktı.

             "Kardeşimin hikayesi" her köşesinde farklı bir hikayenin hüküm sürdüğü bir labirentti adeta öyle ki basit bir yolculukta sanıyorsun da kendini çıkışı bulamıyorsun öyle kolayca.Eğer sen de benim gibi "Tamam anlaşıldı,genç kız ve olgun adam aşkı okuyorum" diye 'sıradan buldum'larla başlamışsan kitaba,şaşırmış olabilirsin.Zira Livaneli'nin matruşkası her açtığımızda ortaya çıkan yeni bir bebek gibi iç içe gizlenmiş birbirinden farklı öykülerle çıkıyordu karşımıza.

            Kitaba başladıktan sonra ilk olarak Ahmet'in garipliğini garipsedim.Böyle adam mı olurdu,gazeteci kız kesin bu adama aşık olurdu,cinayeti de kesin bu adam işlemişti...Bu düşünceler eşliğinde okurken kitabı, dizilere müdahale edebilecekmişçesine yorum yapan teyzeler gibi gazeteci kıza " Gitme o eve, adam manyak" diye seslenmek istiyordum.Fakat toz alınıp hikaye parlayınca sadece hayranlıkla bakabildim.Yan hikayeler görevini yapıp,sıra asıl hikayeye geldikçe daha bir katmerleniyordu parıltı.
Rusya'da yaşanan acı deneyimler, ilişkinin mutsuz sonu,arayışlar,ayrılışlar belki bunların hiç biri değil de ve hatta Olga da değil de Ludmilla'da değer buldu Mehmet'in öyküsü bana göre.Kitabı okuduğum sürece baktığımda ilk sarsıntıydı.Bu öykünün esrarının,şaşırttığının göstergesiydi Ludmilla ve değil miydi ki Mehmet'in Mehmet olamayaşının nedeni? Kendi benliğini bu denli terk edip, başkasının benliğini ben edinmeler altında yatan sır ortaya çıkıyor ve böylelikle bu garipsediğim adamın tuhaflığının nedenini biraz olsun kabul ettiriyordu.Ve bu tuhaf öykü şu sözlerle beni bir derece daha etkiliyordu.

"Ben de ona o kaybolduktan sonra olup biteni özetledim; Olga'nın nerede olduğunu hiç bilmediğimi söyledim.Telefonu kapatırken "İyi ki adını Ahmet koymuşlar!" dedi "Mehmet olsaydın yanmıştın"

            Romanda ilgilimi hiç cezbetmeyen öykü ise Arzu Kahraman cinayetiydi.Bu öykü taa ki  "karar" bölümünde,katilin ortaya çıkmasıyla kabul buldu bende. "Neden Ahmet'in mektubunda değil de karar bölümünde?" diye düşünmüş olabilirsin.İşte ben de burada yazara küçük bir oyun oynadım.Şifreyi bulmak için vaktimi harcamak istemedim,ne de olsa ilerleyen sayfalarda katilin ismi tekrar zikredilir diye düşündüm ve devam ettim okumaya haklı da çıktım.Karar bölümünde katilin ismi geçmişti ve işte şimdi Svetlana öldürseydi,kocası öldürseydi,Ahmet öldürseydi değil de "o" öldürdüğü için şimdi ilginç olmuş, ilgimi çekmeyi başarmıştı Arzu Kahraman cinayeti.Öyle ki tekrar dönüp okuma ihtiyacı hissettim.Özellikle yazarın herhangi bir ipucu bırakıp bırakmadığını anlamak istedim.Hatice Hanım'ın oğlunun hikayedeki varlığının; Hatice Hanım'ın evi evirip çevirmesiyle ilgili olduğuna inandırmıştı beni yazar.Cinayet gecesi katilin davetteki varlığından bile öylesine alelade bir şekilde bahsetmişti ki yine atlatmıştı bizi.

"Bunun üzerine elimdeki kadehi ne yapacağımı bilemedim.Herkesin içinde götürüp masaya koyamaz ya da yere dökemezdim.O sırada gözüme beş on tabağı üst üste yığmış taşımakta olan bizim Muharrem ilişti.'Al şunu hemen' diye kadehi taşımakta olduğu tabak yığınının üstüne yerleştirdim."

Sanıyorum katili öğrenince sen de şaşırmışsındır, Mehmet'in başına gelenleri merakla okuyup,hapis yıllarında kahrolup,Ludmilla'da bütün çözümlemeyi yapmışsındır...
Zülfü Livaneli bu nefis kurguyu yazmakla kalmamış bu kurgunun aralarına serpiştirdiği satırlarla da yaşanılan güne has ipuçları sunmuştur.Rusya'ya giden işçilerin ikili yaşamları,sana da tanıdık gelmedi mi örneğin? Biraz düşünsen vardır muhakkak senin de çevrende yurt dışına çalışmaya gidip de bir kaç ay sonra oralarda evlendiği haberleri ile bildiğin kişiler,çünkü bu,bizim memleketimizin hikayelerinden biridir.
Kasaba halkının yaşantısı,temizlikçi kadın profili ve dahaları aralara yerleştirilmiş,dekorasyonu bozmuyor dikkat çekmeden güzelleştiren küçük objeler gibi duruyordu. Öyküden bağımsız ama yaşanılan vaktin tasvirleri ta ki gelecek zamanlara fikir olsun...Yine bunlardan birinde Ahmet karakterinin jandarma ile giderken askerleri gözlemlemesi ve köylü çocuklarını tasviri "Nedense askerlik çağına gelen bu köylü çocuklarının bazılarında özel bir sertlik oluyor.Sanki Tanrı, dalgın ve dikkatsiz bir anında eline bir kör balta almış da bunların alınlarını burunlarını,çıkık çenelerini yontmuş gibi..."  zamanında Yakup Kadri Karaosmanoğlu 'Yaban' adlı romanında köy çocukları için "Yüzlerinde sanki kırk yaşında bir adam maskesi takmış kederli cüceler" benzetmesi yapıp,onların yüzlerindeki ağırlıktan, çocuksu olmayışlarından,büyük adam gibi bakmalarından yola çıkarak yazdığı cümleleri anımsattı bana.
Gerek bu ara renkleriyle gerekse ana renkleriyle canlı,hareketi gittikçe artan,şaşırtıcı,güzel bir kitaptı Kardeşimin Hikayesi. Yazarın diğer kitapları ile kıyaslayarak bu kitaba haksızlık etmeyeceğim. Aşkın, psikolojinin ve hatta felsefenin harmanlandığı bu müthiş kurgu ,psikolojik gerilim filmi izlemişim gibi bir tat bıraktı bende ve de tam not aldı. Ya sende? 

  

17 YORUM:

Emel dedi ki...

Gerçekten çok şaşırdım, sanki okumadığım bir kitabın anlatımıydı okuduğum. O kadar güzel anlatmışsın ki kitabın kendisinden almadıgım zevki aldım :) Demek ki bazı şeyler kişiden kişiye çoook farkediyor, bu kadar olmaz diyecek kadar.. Ama ben gerçekten çok sıkıldım ve nerden okudum dedim.. Merak ettim şimdi ; acaba başka kitaplar var mı ikimizin de okuduğu??

özlem karapınar dedi ki...

Başlarda ben de sıkıldım, gazeteci kız adama aşık olur kesin falan diye bir de üstten üstten küçümsüyordum hikayeyi :) fakat sonrasını beğendim. Aynı kitaplar elimizdeki emin ol,çünkü şöyle bir göz attım ya çok beğenenler ya da beğenmeyenler var,ortası pek yok gibi...Yalnız değiliz yani ;)

ÖZLEM SEZEN YILMAZ dedi ki...

Merhaba guzel bir anlatim olmus ellerine saglik. Ayni kitabi yorumlamisiz evet . Keyif aldim okurken

kitap eylemcisi dedi ki...

benim de çok beğendiğim ve bir değil birden faz<la hikaye anlattığını düşündüğüm hatta bu yönde yorum yaptığım bir kitap olmuştu , tabi sen çok daha uzun ve güzel yazmışsın , emeğine sağlık...

EMİNE ÖZTÜRK dedi ki...

serenad ile kıyaslandığında sönük kaldığını düşünüyorum kitabın..ancak okunmalı yine de..

Whispering Angelina dedi ki...

sizde oldukça güzel yorumlamışsınız, elinize sağlık.
Ben sanki uzun uzun yazınca kitabın içeriği anlaşılacak gibi düşündüğümden daha kısa yorumlama yolunu şeçtim.
http://sivedamladol.blogspot.com

mor düşler dedi ki...

Farklı bir kitaptı,zaten Zülfü Livaneli kitapları farklı bir tat bırakıyor sonrasında ve bazen hiç bilinmedik şeyleri öğretiyor insana..

serkan özkan dedi ki...

Şifreyi çözen var mı?
Mehmet katili nasil bildi anlamadim!

Adsız dedi ki...

Kopek sadece muharreme havlamyrdu.kulubude kolyeyi bulunca film koptu..

tamahara dedi ki...

romanı okudum. gerçekten beğendim. yorumunuzu da beğendim. ancak... beni kınamayın ama bir şey soracam :)
kitabın 308.sayfasında katil açıklanıyor,"birinci bölümün son harfi ..." şeklinde. ben bu bilmeceyi çözmeden geçtim,çünkü katili doğru tahmin etmiştim. sonraki sayfalarda da zaten isim tekrar edildi. ancak kitap bittikten sonra geri dönüp bilmeceyi çözmeye çalıştım ve saçma sapan bir kelime çıktı. ben mi anlamadım bu bilmeceyi? biri beni aydınlatsın lütfen :)

özlem karapınar dedi ki...

ben de şifreyi kitap bittikten sonra çözmeye çalışanlardanım.kitap şuan yanımda yok ama şifre çıkıyordu onu hatırlıyorum

Adsız dedi ki...

Allah rizasi icin birisi katilin ismini soylesin!!! 308. Sayfada yazan bilmeceyi cozemedim cok sacma cikti. Lutfen soyleyin katil kim??? Sifreyi cozerken bolumlere bakmiyacak miyiz, ben oyle yaptim ama cok sacma cikti.

Uçan Tavuk dedi ki...

Çok güzel yorumlar. Belli ki çok dikkatli okumuşsunuz. Ellerinize sağlık.

Adsız dedi ki...

Başlıkların harflerine bakmışsındır şifreyi çözmek için ben de aynı hataya düştüm bölümlerin içeriğindeki harflere bakarsan direkt muharrem çıkıyor

Unknown dedi ki...

Mükemmel ötesiydi allahım aklımı kaçiriyorum sanirim

Unknown dedi ki...

Mükemmel ötesiydi allahım aklımı kaçiriyorum sanirim

Büsra Sıngar dedi ki...

İşin garibi ne büyük bi yazar allahım bu adam hem hikayenin sonunda kimi katil yapıcağını baştan şeçmiş sonunda böyle bir ipucu vereceğinede karar vermiş be şahsın adını tek tek sayfalara dağıtmış helal olsun. Arkadaşlar şifrede şöyle çözülüyo hemen anlatayım birinci bölümün ilk harfi diyor ya" mantıksız geliyor ama" diye başlıyor ve "m" harfibi alıyosunuz 3 bölümde uzun bir süredir diyo u'yu alıyosunz vs. vs. Harika yaa